Bugün 400 yaşında olan ve İstanbul’da kurulan şirketin sırrı!

Samatya’da yaşayan Avedis isimli bir Ermeni genç, değersiz metalleri altına dönüştürme denemeleri yapıyordu. Kalay, bakır ve gümüş alaşımı üzerinde çalışırken ürettiği metal levhaların, müzikal sesler çıkardığını fark etti. Böylece Avedis, 1618 yılında ilk zil üretimini gerçekleştirmiş oldu. Bunun üzerine Sultan II. Osman, Avedis’e, Türkçe “zil” kelimesi ile Ermenice’de “oğlu” anlamına gelen “yan” son ekinin bileşmesi ile oluşan Zildjian(Zilciyan) adını verdi. İşte bugün Dünya’daki en büyük zil üreticisi Zildjian’ın kuruluş hikayesi böyle başladı. Şirket, 1623 yılında İstanbul’da kuruldu.

Şu anda, 14. kuşak tarafından yönetilmekte olan aile şirketi, çok büyük zorluklar atlatmıştır. Osmanlı İmparatorluğunun zor yıllarında, hayatta kalabilmek için Amerika’ya taşınmış ancak orada da ‘Büyük Buhran’ ve iki Dünya Savaşı ile karşılaşmıştır.

Zildjian bugün, zil pazarının %65’ini elinde tutan ve yıllık geliri ortalama 50 milyon USD olan dev bir şirket. Massachusetts’te bulunan Zildjian fabrikasını ziyaret etmek, adeta müzik tarihinde yolculuğa çıkmaya benziyor. Koridorlar, Ringo Starr ve Roy Haynes gibi ünlü davulcuların fotoğraflarıyla kaplı, Jaz davulcusu Buddy Rich’in davul seti orijinal hali ile korunuyor. Dünyaca ünlü davulcular, son zilleri denemek için fabrikaya geliyorlar. Hatta fabrika binasının içinde, özel bir akustik müzik odası bulunuyor.

Emekli Okul müdürü Binvar Kurbanoğlu yazmış.

Eline, kalemine, yüreğine sağlık...

"Türkiye'de neden hiç kimse;

Hun Torunuyuz, Göktürk torunuyuz, Uygur torunuyuz,

Avar, Hazar torunuyuz demiyor da,

Sadece Osmanlı torunuyuz diyor..!

Yani mesele Türklük ise ilk Türk devleti Hunlar..

Yok eğer mesele hükümdarlık ise Uygurlar hükümdarlığın kralını yaptı..

Herkes neden sadece Fatih'in, Selim'in torunu oluyor..?

Neden hiç kimse Teoman Han'ın torunuyum demiyor..?

Osmanlı'dan başka devlet mi bilmiyorlar yoksa..?

Bu Osmanlı torunuyum diyenler arasında!

Kavimler göçü sonrası Avrupa'da kurulan ilk Türk devletini bilen var mı..?

Balamir Kağan'ı tanıyan var mı aranızda eyyy Türkçü geçinen Osmanlıcılar..!

Yani mesele tarihe sahip çıkmaksa Göktürk devletinden büyük devlet var mı..?

Neden sadece Osmanlı..??

Saltanat ile yönetildiği için mi..?

Avarları, Hazarları tanıyan var mı aranızda.?

Hazar Türk devleti bugünkü Rusya'dan daha büyüktü..

Belki adını bile duymadınız.?

Niye ille de Osmanlı..?

Devlet yönetiminden;

Türkleri dışladığını,

Sadrazamların 3te 2sinin Devşirme ve dönmelerden olduğunu,

Türk Milleti için "ETRAK-I Bİ İDRAK " dediklerini,

yani akılsız Türk, pis Türk diye aşağıladıklarını biliyor musunuz?

Ses bayrağımız Türkçeyi ;

Farsça ve Arapçaya bulamaç yaparak devletin resmî yazışma dilini ağdalı bir ucubeye döndürülmesi ,


Harfleri arapçayı anımsatıyor diye mi..?

Sizin Türklükle, Tarihle ilginiz yok..

Sizin, yobazlıkla ilginiz var..

Geri kalmışlıkla,

Sizi yönetenlerin şatafatlı hayatlarıyla,

Yalakalıkla ilginiz var...

Mesela tarihe sahip çıkmaksa Osmanlı'dan daha büyük devletlerde var tarihimizde...

Oğuzlar, Türğişler, Karluklar hiç duydunuz mu hiç..?

Neden hiç Karahanlı, Kıpçak, Gazne, Selçuklu torunuyuz diyen yok..?

Memluk Türk devletini duyan var mı aranızda..?

Siz sadece takke, cübbe, sakal seviyorsunuz..

Bu yüzden Osmanlı torunuyuz diyorsunuz..

Tarihte övünülecek çok daha büyük devletler varken neden sadece Osmanlı..?

Siz Türk Milletinin tarihini okumaktan korkuyorsunuz.

Bu yüzden sadece Osmanlı'yı biliyorsunuz..

(Belli ki onu da, bilmiyorsunuz!)

Hunlardan haberiniz yok, .

Göktürklerden haberiniz yok..

Nereden haberiniz olsun ki..?

Niye haberiniz olsun..?

Cesareti METE HAN’dan,

İntikamı ATİLLA’dan,

Destanı BİLGE KAĞAN’dan,

Gücü ALP ER TUNGA’dan,

Umudu KÜR ŞAD’tan,

İnancı ALPARSLAN’dan,

Kararlılığı FATİH’den,

Mücadeleyi ATATÜRK’ten öğrenen yiğitlere selam olsun...!




 

 Anti emperyalist söylemde, tarihte Birinci Dünya Savaşı olarak anılan dönem “Birinci Paylaşım Savaşı”dır... Bu yıllarda Emperyalistler, ülkelerin zenginliklerini sömürmek, aralarında paylaşmak için mazlum halkları birbirine düşman ettirmiş, üstlerinde korkunç senaryolar uygulamıştır. Paris’teki Pere Lachaise Mezarlığı’ndaki bu anıt, dile getirdiğimiz gerçeğin dışa vurumudur. Anıtta şu yazılıdır: ”Fransa üniforması altında, Fransa için ölen Ermenilerin anısına dikilmiştir”. Anıtın etrafına yazılı yerler arasında Anadolu’daki “Adana”, “Maraş”, “Antep” gibi kentler de vardır ve tarih “1914-1918”dir!.. Bu anıtın karşısında gözyaşları kimin için dökülür; ölenlere mi, yoksa o yıllarda amacına ulaşamamış Emperyalist senaryolara mı?.. Farkında mısınız, Birinci Paylaşım Savaşı’ndan yüz yıl sonra Emperyalistlerin çirkin senaryoları, işledikleri insanlık suçları değil, mazlum halklar arasında kimin kimi öldürdüğü tartışılıyor!?. Bu da şunu açıkça gösteriyor ki, sömürgeci ülkeler günümüzde Ortadoğu halkları üzerinde oynadıkları çirkin oyunlardan ileride de sıyrılacak ve hepimizin gözü önünde cereyan eden, onca masum insanın ölümüne neden olan çatışmaların faturası mazlum halklara mal edilecektir!.. Geleceği, Emperyalist ülke liderlerinin yalanları değil, sömürgeciliğe karşı direnen, bu gerçeği görebilen, ezilen mazlum halkların dayanışması aydınlatacaktır.

Sunay Akın




Microsoft Windows 11 kararlı sürümü tüm kullanıcılar için resmen yayınlandı. Böylece isteyen herkes, bu işletim sistemine geçiş yapabiliyor. Peki Windows 10 kullanıcılarının hiçbir bedel ödemeden geçiş yapabildikleri Windows 11 nasıl indirilir? Nasıl yüklenir? Sistem gereksinimleri nelerdir?


Yazılım devi Microsoft, birçok yeni özellikle birlikte büyük bir yeniden tasarım sunan Windows 11’i kullanıma sundu. Yeni bir görünüme sahip olacak olan Windows 11, şu an eni nesil birçok Windows 10 cihaz için yerleşik olarak elde edilebiliyor. Windows.com’a gidip PC Health Check uygulamasını indirerek bilgisayarınızın ücretsiz Windows 11 yükseltmesi için uygun olup olmadığını kontrol edebilirsiniz.

Windows 11 nasıl indirilir/yüklenir?

Windows 10 lisansına sahip olanlar için tamamen ücretsiz. Windows 11 şu an yeni nesil cihazlara gönderildi, uyumlu tüm cihazlara gönderilmesi ise 2022 yılı ortalarına kadar sürmesi bekleniyor.

Windows 11 güncellemesine şu şekilde ulaşılabilecek:

• Bilgisayarınızdan “BAŞLAT”a tıklayınız.

• “Ayarlar”a giriş yapın.

• “Güncelleştirme ve Güvenlik” seçeneğini tıklayınız.

• Sol tarafta yer alan menüde bulunan “Windows Update” menüsüne giriş yapınız.

• Bilgisayarınız destekliyorsa, önünüzdeki ekranda Windows 11’in indirilebileceğini göreceksiniz.

Sisteminiz desteklemiyorsa, “Bu bilgisayar şu anda Windows 11 için olan tüm sistem gereksinimlerini karşılamıyor.” şeklinde bir uyarı çıkabilir.

• İndirme işlemini gerçekleştirmenin ardından Windows güncellemesi yapar şekilde belirtilenleri takip edin ve yüklemeyi tamamlayın.

Bilgisayarınız Windows 11’i destekliyor mu, uyumlu mu?

Microsoft, Windows 11 ile ilgili tartışmalar devam ederken kullanıcılar için ufak bir uyumluluk denetim aracı sunmuştu. Buradan indirebileceğiniz araç, sisteminizde ufak bir test yapıyor ve sistemin Windows 11’e uyumlu olup olmadığını anlamanızı sağlıyor. Windows 11’i indirmeden önce Windows PC Health Check isimli bu uygulamayı mutlaka indirmeniz ve sistem ya da sistemleriniz için test yapmanız gerekmekte.

Windows PC Health Check isimli uygulamayı yüklediğinizi ve sisteminizin Windows 11’e tam uyumlu olduğunu kabul ederek, şimdi de Windows 11’i nasıl indireceğinizi anlatalım. Öncelikle şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki Windows 11’i indirebileceğiniz birden fazla yöntem mevcut. Bu yüzden indirme işlemlerine başlamadan önce nasıl bir kurulum yapmak istediğinize karar vermeniz gerekiyor.

Herhangi bir işletim sistemi, iki farklı şekilde yüklenebilir. Bunlardan birincisi temiz kurulum, ikincisi ise güncelleme yardımıyla sistem yükseltmedir. Bu bağlamda; verileri yedeklemek ile uğraşmak istemiyorsanız, güncelleme yöntemini tercih edebilirsiniz. Peki bunu nasıl yapacaksınız?

Windows 11 sistem gereksinimleri:

İşlemci: 1 gigahertz (GHz) veya daha hızlı, 2 veya daha fazla çekirdekli, uyumlu bir 64 bit işlemci ya da Çip Üzerinde Sistem (SoC)

Bellek: 4 GB RAM

Depolama: 64 GB veya daha büyük depolama cihazı

Grafik kartı: DirectX 12 uyumlu grafikler / WDDM 2.x

Ekran: 9 inçten büyük, HD Çözünürlük (720p)

İnternet bağlantısı: Windows 11 Home kurulumu için Microsoft hesabı ve internet bağlantısı gereklidir.

Windows 11’in Windows 10’dan farkı nedir?

Windows 11, Windows 10’un tüm gücünü ve güvenliğini yepyeni bir tasarım ve yenilenmiş bir görünümle sunar. Windows 10’dan farkı ram bazından daha hızlı olması ve Ayrıca tüm yeni araçlar, sesler ve uygulamalarla birlikte gelir. Her detay düşünülmüştür. Hepsi, PC’nizde size yepyeni bir deneyim sunmak için bir araya geliyor.

Windows 11 özelliklerinden bazıları:

  • HDR oyunlar Windows 11’e geliyor
  • Android uygulamalar Microsoft mağazasında satılacak
  • Yeni tasarım
  • Daha hızlı sistem (Windows 10’a göre güncellemeler %40 daha küçük olacak)
  • Yepyeni Windows Widget’lar
  • Tablet modu[td_smart_list_end]

Windows 11 sistem verimliliğini artırıyor

Şirket, ön planda çalışacak uygulamalar da performans ölçeklendirilmesine olanak tanırken, CPU ağır iş yükü altında olsa bile performans sağlanabilecek. Sonradan açılan uygulamalar için kaynakları otomatik olarak paylaştıran yeni işletim sistemi, bellek üzerinde yüzde 30 oranında tasarruf sunacak.

Microsoft, Intel’in yeni çıkacak 12.Nesil ailesinde bulunan hibrit çekirdek mimarisi içinde optimizasyon sunuyor. “Performans” ve “Verimlilik” sağlayacak çekirdeklerin uyumlu bir şekilde çalışacağını söyleyen şirket, yeni mimarileri destekleyecek.

Geliştirilmiş uyku özelliği

Tüm bunlara ek olarak şirket, donanımların özel bir açma dizisine sahip olmasıyla beraber uygulama önceliğini koruyan uykudan devam mekanizmasını da geliştiriyor. Windows 11, uyanma durumuna geçerken devam sürelerini yüzde 25 oranında azaltırken, Windows Hello’nun kimlik doğrulama süresini yüzde 30 oranında düşürecek. “Her zaman açık” ismi ile bu özellik Windows 11 sertifikalı PC’lerde telefonlar kadar hızlı tepki verilmesi sağlanacak.

İşletim sisteminin toplam disk alanını azaltmak için de çalışan şirket, yerleşik uygulamaların ilk başlatma sırasında web üzerinden veya sıkıştırılmış halde açılmasını sağlayacak. Bununla beraber dahili uygulamaların arka plan etkinliği en aza indirilecek ve güncelleme sırasına alınmayacak.

Windows 10’da gördüğümüz senede iki defa paylaşılan güncelleme seçeneği yerine tek büyük güncelleme sistemine geçen şirket, Windows 11 ile beraber TPM 2.0 ve Ryzen 2000/ Intel 8.Nesil üstü işlemcilere sahip kullanıcılara akıcı bir deneyim sunacak gibi görünüyor.

Windows 11 ile yeni bir tasarım

Windows 11, daha çekici ama aynı zamanda daha kullanıcı dostu olacak şekilde tasarlanmış yeni bir görünüme sahip olacak. Yeni işletim sisteminde merkeze yerleştirilmiş yeni bir Başlat düğmesi olacak ve buradan en son dosyalarınızı, belgelerinizi ve uygulamalarınızı görebileceksiniz.

Yeni Windows 11 ayrıca, uygulamaların daha yeni görünmesini sağlamak için yuvarlak köşeler ve akıcı bir görev çubuğu içeriyor. Ayrıca yeni renkler ve geçişler ile içeriği öne çıkaran yeni bir karanlık mod var.

Widget’lar

Windows 11, Microsoft Edge tarafından desteklenen tamamen yeni bir Widget seçimi sunuyor. Bu widget’lar bir bakışta takviminizi, hava durumunu, haberleri, yapılacaklar listenizi, fotoğrafları ve daha fazlasını kontrol etmenize yardımcı olabilir.

Widget’lar, kişiselleştirebileceğiniz bir bilgi akışı sağlar ve masaüstünüzde nasıl görünmesini istediğinize karar verebilirsiniz. Ne istediğinize bağlı olarak, Widget’ların masaüstünüzün bir bölümünü veya tamamını kapsayacak şekilde kaydırılmasını sağlayabilirsiniz.

Windows 11, özellikle dokunma söz konusu olduğunda, girilecek bir dizi ince ayar içeriyor. Örneğin, dokunmatik çubuktaki simgeler arasında daha fazla boşluk olması, doğru şeye dokunmayı kolaylaştırıyor. Bu amaçla Microsoft, pencereleri daha kolay yeniden boyutlandırmanıza ve taşımanıza yardımcı olmayı amaçlayan görsel ipuçları eklerken daha büyük dokunma hedefleri de ekliyor.

Ekran klavyesi hem yeniden tasarlandı hem de özelleştirilebilir. Windows 11 makinenizle etkileşim kurmak için bir kalem veya özel kalem kullanırsanız, gerçek bir kalem kullanıyormuşsunuz gibi ses ve his veren iyileştirilmiş dokunsallık bekleyebilirsiniz.

Gelişmiş ses tanıma özelliği

Windows 11 ayrıca, Microsoft’un daha doğru sesten metne transkripsiyon ve otomatik noktalama vaat etmesiyle birlikte metin girişi için gelişmiş ses tanıma özelliğine sahip olacak. Bir belgedeyken “bunu sil” gibi sesli komutlar da destekleniyor.

Windows 11 artık farklı masaüstlerini kendi duvar kağıtlarıyla kişiselleştirmenize izin veriyor. Böylece iş, ev, okul veya oyun için her biri kendi uygulamalarına ve görünümüne sahip bir masaüstüne sahip olabilirsiniz.

Windows 11 ile Microsoft, Microsoft Store‘u yeniden tasarlayarak aradığınız uygulamaları bulmanızı daha hızlı ve kolay hale getiriyor. Android uygulamalarının doğrudan Windows 11 için mevcut olacağı duyuruldu.

Windows 11 işlemcimi neden desteklemiyor?

Windows 11’in duyurulmasından hemen sonra, Microsoft web sitesinde işlemci için çeşitli gereksinimleri listeleyen birkaç tartışmalı web sayfası ortaya çıktı. Ancak bu web siteleri bir kaç gün sonra düzeltme yaptılar. Bu nedenle, Windows 11’in aşağıdaki işlemcilere sahip cihazlarda çalışması garanti edilecektir:

Peki ya 7. Nesil işlemciler ve eski işlemciler ne olacak?

Başlangıçta, uyumluluk belgelerinde Microsoft, 7. nesil Intel işlemciler de dahil olmak üzere bazı eski işlemcilerin Windows 11’de kısmen destekleneceğini bildirdi. Özellikle, şirket bu işlemcilere sahip cihazlar için güncellemeye izin verileceğini, ancak güncelleme yaparken kullanıcılara bir uyarı getirileceğini ve güncellemenin kendilerine önerilmeyeceğini söyledi.

28 Haziran 2021’de Microsoft, ön değerlendirme programının bir parçası olarak Intel 7. nesil işlemcilerin ve AMD Zen 1’in Windows 11 ile çalışıp çalışamayacağını kontrol edeceğini açıkladı.

Microsoft neden Windows 11 için bu kadar katı gereksinimler istiyor?

En önemli soru şu; En önemli soru: Windows 11 neden cihazın işlemcisine bu kadar yüksek taleplerde bulunuyor. Windows 7 ve Windows 8.1 bilgisayarlarını Windows 10’a yükseltme seneği geniş tutulmuştu.

Temel olarak, Microsoft güvenlikten bahsediyor. TPM 2.0 yongada olduğu gibi, en son teknolojiye sahip bir CPU en son güvenlik özelliklerine erişim sağlar. Windows 11’li tüm bilgisayarlarda varsayılan olarak kullanılacak bir hipervizör tarafından sanallaştırma ve kod bütünlüğü korumasına dayanan güvenlik teknolojilerinden bahsediyoruz. TPM 2.0 ile, tüm Windows 11 bilgisayarları dosyaları şifreli biçimde depolamak için cihazın şifrelenmesini destekleyecektir. Güvenli Önyükleme, önyükleme işlemini kötü amaçlı yazılımlardan korumak için de kullanılacaktır.

Windows 10 2025’e kadar desteklenecek

Windows 10’un 14 Ekim 2025’e kadar güvenlik güncellemeleriyle resmi olarak desteklenecek olduğunu akılda tutturmayı unutmayın. Eski bir işlemciye sahip bir bilgisayarınız varsa, Windows 10’ı yıllarca kullanmaya devam edebilirsiniz.

Önümüzdeki birkaç yıl boyunca Windows 10’ı kullanmaya devam etmeyi planlasanız bile, Ekim 2025’e kadar, Windows 11’in yüksek taleplerini karşılayacak yeni bir bilgisayara ihtiyacınız olacak.

Herodot tarihi der ki;

M.Ö.625 yılında Zile yakınlarında Pers ordusu bir hile ile Saka/İskit ordusunu(Alper Tunga'yı) yenene kadar tüm Anadolu’ya Saka'lar hakimdi.

Saka'lar MÖ. 5. Yy.da Altından elbise yaparken, o tarihte ne Rus vardı, ne Alman ne de Fransız vardı.

Biraz daha geriye gidelim...Sümerlere( yani orta Asyalı Kengerler) Turukku'ya, "Türk" Turku krallığına gidelim...



Bizi bu da kesmez bilirim...

Çünkü Anadolu medeniyetini kuranların eski Yunan Medeniyeti olduğu tezi bize yıllardır yutturulmustu ya.... Biraz öfkeliyiz bu tarihi yalanlara karşı!

Iste şimdilerde Dünya çapında Arkeoloji Profösörleri topraktan çıkardıkları kemiklerin Dna'larıyla o yöredeki köylülerin DNA'larını karşılaşınca şok geçiriyorlar.. Çünkü Dna'ları yüzde 97 uyumlu.

Burdur ve Isparta'da ki SAGALASSOS uygarlığı da Ön-Türk uygarlığı çıktı.(Belçika LEUVEN Katolik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Matc WAELKENS, Ağlasun kasabasında yaptığı kazılar esnasında ortaya çıkan kemiklerin DNA’sını köylülerle karşılaştırınca şok oldu.

Toprak altından çıkan 6-8 bin yıl öncesinin kemikleriyle çalıştırdığı işçi-köylülerin dna'sı yüzde 97 aynı çıktı) yani onlar da Ön-Türklerin bir kolu olan SAGALASSOS çıktı.

Frigyası da böyle Yazılıtaşı da böyle,

Urartusu da böyle Hititi de böyle...

Eskiden Batılı Arkeolog"lar buluntuları çalıp çırpıp ülkelerine kaçırıp, Anadolu tarihini uyduruk Helen diye bize kakalasalar da bizimkiler de aksini ispat etmeyi başarıyor hele şükür...

Buna bir örnek de Assos; Assos"u kuranlar da Ön-Türklerin bir kolu Lelegler ve Pelasglar çıktı....

Ey Atatürk sen ne büyük adam çıkıyorsun her geçen gün böyle.

Teee Alacahöyük kazılarını yaptırdığında bunları söylemiştin, sana inanmayanlar utansın!

"Türk Tarih Tezinin Ana Hatları" kitabını okullardan kaldırtanlar utansın!

Anadolu uygarlığını eski Yunan'ın kurduğu tezi bize yutturuldu demiştik!

Oysa Helenlerin bile 3/4'ü Ön-Türk çıktı.

Ön-Türk Pelasglar ile Kuzey Batı Avrupa topluluğu olan Dorların karışımından oluşmuş Helenler.

Daha sonra da bu karışıma diğer Ön-Türk halkları Traklar ve Mekadonlar eklenmişti.

Sırada ne var?

Tabi ki Göbeklitepe Ön-Türk uygarlığıyla, Turukku krallığı ve yine Urumiye’de ki Urmu teorisini de öğreteceğiz halkımıza...

Samuel Noah Kramer ile Prof. Osman Turan hoca,

Sümerce'deki 950 kelimenin kökeni Türkçedir dedi ve batıda ki diyaspora tarihcileri sus pus oldular...

Ahh bu kelimeler Türkçe degilde, örnegin; Yunanca yada Ermenice çıksaydı...

o zaman dünyayı ayağa kaldırırlardı...

Anladınız sebebini de değil mi?...

Sonuç: Bugün Hun/Macarlardan,

Almanlara, İtalyanlardan (Etruksler=Ön-Türklerin bir kolu), İspanyol'a, hatta İngiliz ve İskoclara kadar neredeyse tüm batı tarihini

Sakalara / İskitlere bağlama telaşında....

Hemen hepsi köklerini Azerbaycan'in Gobulistanına, Albania'sina, Gabanasına ve daha kuzeyine bağlamaya başladı...Çünkü biraz geri gidince tarihleri kökleri olmadığını öğrendiler.

Antik Yunan tanrılarının bile Mısırdan çalıntı olduğunu öğrendiler.(bunu ilk kez Herodot da demişti ama her ne hikmetse unutmuslardı...)

Batı artık "Kara Atena" yı yazdı...

tarihi ile yüzleşip köklerini Türklere bağlıyor....

Bu aslında iyi bir şeydir, ticari açıdan da tarihi bir fırsat olabilir.

İs bilenin demiş atalarımız...

Artık Türklüğümüzle Atatürk gibi gurur duyabileceğiz, tabi Atalar kültüne inanan bizim gibi köklü hissiyati olanlar duyacak...

Bahtiyar Aydın

Afganistan'dan yola çıkıp, boydaaan boya İran'ı geçiyorlar, sınırımızdan yürüye yürüye Türkiye'ye giriyorlar.


Afganistan'dan çıkıp yürüye yürüye Türkiye'ye gelmen demek, Türkiye'den yola çıkıp yürüye yürüye Hollanda'ya gitmen demek… Arada o kadar mesafe var. Ve hâlâ, bunların yürüye yürüye geldiklerine inanan gerizekalılar var.
Hepsi erkek, hepsi eli silah tutacak yaşta, savaştan kaçıyoruz diyorlar ama, yanlarında hiç kadın yok, hiç çocuk yok, hiç yaşlı yok, gelenlerin arasında kilolu adam bile yok, hepsi zımba gibi, hemen hepsi Pakistan'da üretilen bir spor ayakkabıyı giyiyor.
Bavulları yok, ellerinde donunu fanilasını veya yarım kuru ekmek koyacağı bir poşet bile yok, güya dört bin kilometre uzaktan geliyorlar, yanlarında küçük pet şişe su bile yok, belli ki sınırı geçer geçmez, bu tür imkanların kendilerini hazır beklediğini biliyorlar.
Dolayısıyla herkes merak ediyor, neler oluyor?
1995 yılıydı.
CIA, dolar yüklü kamyonlar göndererek, peşmergeleri örgütledi, örtülü operasyonlarla Saddam'ı devirmek için düğmeye bastı.
Türkiye'den yola çıkan kamyon konvoylarında, karton kutular içinde yüz dolarlık banknotlar vardı, adam satın almak, milis güç kurmak, sabotajlar, suikastlar için yüz milyonlarca doları nakit dağıttılar.
Olmadı.
Beceremediler.
Peşmerge aşiretlerinden değil silahlı kuvvetler, zabıta teşkilatı bile kurmak mümkün değildi, hem eğitimleri yoktu, hem savaşabilme kabiliyetleri yoktu, fiyaskoyla sonuçlandı.
CIA apar topar tahliye operasyonu başlattı.
Saddam bu işbirlikçi peşmergeleri imha etmesin diye, maşa olarak kullandıkları 10 bin civarında peşmergeyi kaçırdılar.
Habur'dan Türkiye'ye soktular.
Batman'dan nakliye uçaklarına bindirdiler.
Tee pasifik okyanusundaki Guam adasına götürdüler.
Niye oraya götürdüler?
Çünkü, orada ABD'nin en önemli hava ve deniz üslerinden biri vardı.
Bu seferki girişimlerinde başarısız olan peşmergeleri, bir dahaki sefere başarılı olmaları için eğiteceklerdi.
Bazılarını Özel Operasyon Bölümü tarafından eğitip, adı üstünde, örtülü operasyonlarda savaşçı olarak kullanacaklardı, bazılarını da akademik konularda eğitip, merkez bankası, nüfus idaresi, tapu dairesi, vergi dairesi gibi, yakında kurulacak olan Kürdistan'ın bürokrat kadrosunu yetiştireceklerdi.
Küçük bi pürüz vardı…
CIA'in peşmergeleri ABD Adana Konsolosluğu denetiminde sınırdan geçirilip Silopi'deki hac konaklama tesislerine yerleştirilmişti ama, pasaportları yoktu, kimlik bilgileri yoktu.
Daha doğrusu, elbette vardı ama, Amerikalılar yok diyor, yok dedirtiyordu, işbirlikçi peşmergelerin kimlik bilgilerini Türkiye'ye vermek istemiyorlardı.
Bize akıl öğrettiler… “Sizin pasaport kanununuzda bu tür durumlara uygun madde var, parmak izlerini alın, geçirin” dediler.
Bizimkiler hık mık etti ama, elleri mecburdu, geçirmiyoruz birader diyecek halleri yoktu.
Ankara'dan beş kişilik uzman ekip getirildi, peşmergelerin tek tek parmak izleri alındı, buyrun geçin denildi.
Parmak izi bilgileri, MİT arşivine kaldırıldı.
– (Parantez açalım… CIA peşmergelerinin, Habur'dan Batman'a transferi sırasında, ABD Ankara Büyükelçiliği'nde Batman doğumlu bir genç, ekonomist olarak çalışıyordu. Kürt kökenli bu genç, elçilik tarafından Silopi'ye gönderildi, Amerikalılarla peşmergeler arasında tercümanlık yaptı. Gel zaman git zaman, bu kabiliyetli genç adam, Akp iktidarında Türkiye Cumhuriyeti'ne bakan oldu.)
– (Hadi bir parantez daha açalım… Aynı günlerde, ABD İstanbul Başkonsolosluğu'nda siyasi ataşe olarak çalışan arkadaşın ismi neydi biliyor musunuz? James B. Bond'tu! Hem vallahi hem billahi, Amerikalı siyasi ataşenin ismi, James Bond'tu. Üstelik, yine 1995 yılında, Türkiye'de görev yapan CIA ajanlarının listesi Alman basınında yayınlanmıştı, bu arkadaşın ismi o listedeydi. Parantezi kapatalım, devam edelim.)
Üç yıl geçti.
1998 oldu.
Guam adasına götürülen peşmergeler artık iyice pişmişti, olgunlaşmışlardı, “Guamerge” olmuşlardı, gene Türkiye üzerinden, bazıları da Ürdün üzerinden, Kuzey Irak'a sokuldular.
Bu dönemde, Kuzey Irak'taki otorite boşluğundan en çok Pkk faydalanmıştı, Kandil dağına iyiden iyiye yerleşmişti.
Özellikle Guamergeler döndükten sonra, Pkk'nın bölgeye geçişi hızlanmıştı, peşmergeyle Pkk'nın işbirliği ayyuka çıkmıştı.
Acaba, Guam'a götürülenler arasında Pkk'lılar da var mıydı?
Bu sorunun cevabını bulmaya çalışan Türk istihbaratı, Barzani'ye haber saldı, Pkk faaliyetleri hakkında konuşmak üzere, bölgedeki aşiret liderlerini toplantıya davet etti.
Randevu ayarlandı, Kuzey Irak'ta, bizim kontrolümüzdeki bir adreste buluşuldu, biraz sohbet edildi, bilahare mevzuya gelindi.
Türk tarafı rahatsızlığını dile getirdi, aşiret liderleri sessizce dinledi.
O sırada çay servisi yapılıyordu. Garsonlar tabii ki garson değildi. Çaylar içildi, çay bardakları garsonlar (!) tarafından toplandı, mutfağa götürüldü, o bardağı kim kullandıysa onun ismiyle etiketlendi, kolilendi, Ankara'ya getirildi.
Guam'a götürülenlerin parmak izleriyle eşleştirildi.
Evet…
Pkk'ya açık destek veren 17 aşiret lideri, Guamerge'ydi!
Bu müthiş tahliyeyi ve Guam operasyonunu Robert Booker Baer yönetmişti, kısaca “Bob” olarak tanınıyordu.
CIA'in Irak şefiydi.
Irak'tan önce Fransa'da Hindistan'da Lübnan'da Sudan'da Fas'ta Tacikistan'da Gine'de Somali'de görev yapmıştı.
Anadili seviyesinde Arapça ve Farsça biliyordu, Fransızca, Almanca, Rusça, Çince, Tacikçe konuşuyordu, anca Belucistan'da duyabileceğiniz Beluçça'yı bile konuşuyordu.
1952 doğumluydu, Georgetown Üniversitesi ve Kaliforniya Berkeley Üniversitesi mezunuydu, 1976 yılında CIA'ye katılmıştı.
Silah uzmanı olan eşi de CIA ajanıydı, vurucu görev yapıyor, Saraybosna'da Hizbullah hedefine suikast düzenlerken tanışmışlardı, çocukları yoktu, Pakistan'dan bir kız çocuğunu evlat edinmişlerdi.
İşbirlikçi peşmergelerin devasa tahliyesi ve Kürdistan'ın temellerini atan Guam operasyonu nedeniyle, olağanüstü başarılar üzerine verilen, CIA kariyer madalyası almıştı.
Sekiz yıl daha geçti.
2006 oldu.
Syriana filmi vizyona girdi.
Başrolünde George Clooney vardı.
Senaryosu pek sürükleyiciydi… Amerikan petrol şirketleri, gizli servisler, köktendinci terör örgütleri ve Ortadoğu hükümetleri arasında dönen dolapları anlatıyordu.
Suriye'yi andıran Syriana kelimesi, Ortadoğu'yu yeniden dizayn etme projesinin, yani, Büyük Ortadoğu Projesi'nin kodadıydı.
– (Yine parantez açalım… Büyük Ortadoğu Projesi kavramı, Türkiye'de ilk kez 2004 yılında asrın liderimiz tarafından dile getirilmişti.
Başbakan sıfatıyla ABD'ye gitmiş, Yahudi Komitesi'nden cesaret ödülü almış, Katolik üniversitesi St. Johns'da cübbe giyerek, fahri doktora unvanı almış, bilahare Washington'a geçmiş, ABD başkanı Bush tarafından oval ofis'te ağırlanmış, Türkiye'ye döner dönmez “ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Diyarbakır yıldız olacak” demişti.
Büyük Ortadoğu Projesi nedir, Diyarbakır niye yıldız oluyor, mesela niye Erzurum veya Balıkesir yıldız olmuyor da Diyarbakır yıldız oluyor, kimse merak etmemişti!
Üstelik, asrın liderimiz, Türkiye, İtalya ve Yemen'in Büyük Ortadoğu Projesi'nin “eşbaşkan”ları olduğunu söylemişti.
Bu görevi bize kim, hangi yetkiyle verdi?
Eşbaşkanlık için hangi taahhütlerde bulunuldu?
Türkiye'nin yükümlülükleri neydi?
Madem Türkiye Cumhuriyeti böyle bir görevi üstlenecek, o halde neden Tbmm'nin onayına sunulmadı?
Gene kimse merak etmemişti!
Kapatalım parantezi, devam edelim.)
Syriana…
Büyük Ortadoğu Projesi'nin kodadıydı.
George Clooney bu heyecan dolu filmdeki rolüyle Oscar kazandı.
Tecrübeli CIA ajanı Bob Barnes'ı canlandırıyordu.
Bilmiyorum, Bob Barnes ismi size birini hatırlattı mı?
Tam isabet…
Filmdeki Bob Barnes karakteri, aslında Robert Booker Baer'di.
Çünkü, Syriana filminin senaryosu, bizzat Robert Booker Baer'in 2002 yılında yazdığı “See No Evil” isimli kitabından uyarlanmıştı.
Kitaptaki ve filmdeki hadiseler, Robert Booker Baer'in hatıralarından oluşuyordu.
Büyük Ortadoğu Projesi'nin kodadı, Syriana'nın ilham kaynağı, devasa tahliye operasyonuyla peşmergeleri Türkiye'ye geçiren, Kuzey Irak'ta Kürdistan'ın temellerini atan CIA istasyon şefiydi.
Kendini dünya lideri ülke zannederken, kendini başrolde zannederken, Oscar ödüllü senaryolarda “figüran” olmak, işte böyle hazin bir duygudur maalesef.
Yürüye yürüye Türkiye'ye giren Afganlara dönersek…
ABD, Afganistan'dan çekiliyor.
20 yıldır oradaydılar, mayıs ayında peyderpey çıkmaya başladılar, bu ay sonu itibariyle Afganistan'da Amerikan askeri kalmayacak.
Amerikan ordusuna çalışan 19 bin işbirlikçi Afgan'ı ABD'ye alacaklar.
Vatandaşlık sözü karşılığında sözleşme imzaladıkları biliniyor.
Bu sözleşmeye güvenerek CIA emrine girdikleri biliniyor.
ABD büyük devlet olarak verdiği sözü tutacak, bu 19 bin işbirlikçiyi illa ki göçmen olarak ülkesine alacak, geriye kalan bir milyon civarındaki işbirlikçiyi Türkiye'ye yıkacak.
Bu geriye kalan bir milyon civarındaki Afgan, diğer 19 bin işbirlikçi gibi savaşçı, ajan veya tercüman değil… Bunlar, Afganistan'daki Amerikan şirketlerinde veya Amerikan himayesindeki şirketlerde çalışanlar… Petrol, doğalgaz, maden, inşaat, gıda, nakliye şirketlerinde çalışıyorlardı.
Amerikan askerlerinin ihtiyaçları ve Afganistan'ı yeniden inşa etmek için dökülen milyar dolarlar, bir milyon civarında Afgan'a düzenli istihdam sağlıyordu, Amerikalılar bavulları toplayınca, bunların hepsi ayazda kaldı.
Afganistan'da kadınların çalışması yasak olduğu için, Amerikalılara çalışanlar arasında kadın yok.
Amerikan veya himayesindeki şirketlerde çalışanlara vize kolaylığı vaadedilmişti. Ama, bu kadar insana vize verip, hobaraa diye ABD'ye götürecek kadar keriz değiller… Bu yüzden, Kabil'deki Amerikan büyükelçiliğinin kapısına yalvar yakar dayanan işbirlikçi Afganlara “siz hemen Türkiye'ye geçin” diyorlar.
İran üzerinden Türkiye'ye geçmelerini bizzat organize ediyorlar.
Zaten aslına bakarsanız, Kabil'deki Amerikan büyükelçiliğinde görevli personel bile neredeyse kalmadı, üç ay önce personeli geri çektiler, elçiliği boşalttılar.
Bu transit geçiş için Washington'la Tahran'ın masa altından el sıkıştığı muhakkak… Yoksa İran'ın böyle tabur tabur geçişe izin vermesi mümkün değildi.
Bu transit Afganlı geçişi İran'ın işine geliyor, hem ülkesine kaçak girişi kontrol etmiş oluyor, hem haberi yokmuş gibi davranarak Türkiye'nin başına bela etmiş oluyor.
Amerikan medyası bile gizlemiyor, tüm bunları şakır şakır yazıyor.
Sayın “işbirlikçi” medyamız yazmıyor, örtüyor.
Ve hal böyleyken, ne diyor asrın liderimiz?
“Zayıf ülke olmadığımız için mültecileri alıyoruz, almaya devam edeceğiz” diyor.
Akp sayesinde ABD'den bile daha güçlü ülke olduğumuzu kavrayamayanların hakikaten utanması gerekiyor!
Yılmaz Özdil, Sözcü